Kopenhag Gezi Rehberi
Kopenhag, Danimarka’nın başkenti ve en büyük şehri, aynı zamanda İskandinavya’nın en keyifli duraklarından biri. Kanallar ve renkli evlerle başlayan şehir dokusu, birkaç adım sonra modern ve minimalist İskandinav mimarisiyle buluşuyor. Kopenhag hem güvenli hem düzenli hem de yürüyerek keşfedilebilecek bir şehir. Tarihi dokunun modern mimariyle uyumu, Kopenhag’a kendine özgü bir karakter katıyor. Kısa bir hafta sonu kaçamağında bile kültür, gastronomi ve eğlence açısından dolu dolu bir program yapmak mümkün.
Kopenhag Gezi Rehberi
Kopenhag’ın sade ve huzurlu havası, Danimarka’nın neden dünyanın en mutlu ülkelerinden biri seçildiğini çok net hissettiriyor. Yavaş yaşam ritmi, sürdürülebilir şehir anlayışı, geniş yeşil alanları ve yüksek yaşam kalitesiyle hem keşfetmeyi sevenlere hem de sakin bir şehir atmosferi arayanlara ilham veren bir rota. Hazırladığımız Kopenhag gezi rehberi ile şehrin öne çıkan noktalarını, pratik ipuçlarını ve rota önerilerini kolayca planlayabilirsiniz. Gezmesi inanılmaz keyifli olan Kopenhag’ı rahatça keşfetmek için bizce en az 2–3 gün ayırmak gerekiyor.
Kopenhag'da Gezilecek Yerler
1 Nyhavn
Nyhavn, Kopenhag’ın kalbinde yer alan, renkli evleri ve kanalıyla şehrin en ikonik duraklarından biri. 17. yüzyılda “Yeni Liman” olarak inşa edilen bu bölgenin amacı, denizden gelen gemilerin doğrudan şehir merkezindeki Kongens Nytorv meydanına ulaşmasını sağlamakmış. Kanalın iki yanında 17. ve 18. yüzyıldan kalma, bugün restoran ve bar olarak kullanılan rengarenk evler sıralanıyor.
Eskiden genelevleri ve denizcilerin takıldığı birahaneleriyle kötü şöhretli olan Nyhavn, bugün Kopenhag’ın en turistik, en fotojenik ve en hareketli bölgelerinden biri.
Ünlü masal yazarı Hans Christian Andersen uzun süre Nyhavn’da yaşamış. 1830’lardan itibaren farklı dönemlerde 20, 67 ve 18 numaralı binalarda kalmış.
Kışın Nyhavn bambaşka bir atmosfere bürünüyor. Kanal boyunca kurulan küçük Noel pazarı ve ışıklandırmalarla birlikte bölge çok şık ve masalsı bir hale geliyor.
Nyhavn Kanal Turları
Kopenhag’da kanal turları Nyhavn’dan hareket ettiği için, bu bölge şehri su üzerinden keşfetmek için ideal bir yer.
Kanal turu yapmadan önce firmaları karşılaştırmanızı kesinlikle öneririz. Biz önce kanalın başındaki firmaya baktık, kişi başı 139 DKK fiyat veriyordu. Birkaç adım ilerideki Nettobådene ise aynı güzergahı 60 DKK’ya sunuyordu (2024 fiyatları). İkisi de benzer bir rota izliyor ve turlar yaklaşık bir saat sürüyor. İngilizce anlatım da mevcut.
Aradaki fiyat farkının neden bu kadar büyük olduğunu anlayamadık ama biz daha uygun fiyatlı olan Nettobådene turunu tercih ettik ve memnun kaldık. Eğer bütçenizi daha verimli kullanmak isterseniz, seçeneklere göz atmakta fayda var.
2 Amalienborg Sarayı
Amalienborg Sarayı, Danimarka kraliyet ailesinin resmi şehir konutu ve bugün Kral Frederik X ile ailesinin yaşadığı yer. İlk inşa edildiğinde bu dört yapı aslında soylu aileler için tasarlanmış konaklarmış. Ancak 1794’te Christiansborg Sarayı’nın yanmasıyla kraliyet ailesi evsiz kalınca, Amalienborg’daki bu dört konağı satın alarak burayı resmi konut haline getirmişler.
Saray kompleksi, birbirinin aynısı dört barok binadan oluşuyor ve binaların ortasında Kral V. Frederick’in atlı heykeli bulunuyor. Sarayın etrafındaki geniş meydan halka açık. En popüler etkinliklerden biri Kraliyet Muhafızları’nın nöbet değişimi. Amalienborg’u ziyaret edecekseniz, nöbet değişimini de görmek için saat 12.00’ye denk getirmenizi öneririz.
Frederik’s Church 2a, yani halk arasındaki adıyla Marmorkirken (Mermer Kilise), Amalienborg Sarayı’nın hemen arkasında yer alan dev yeşil kubbesiyle Kopenhag’ın en dikkat çekici yapılarından biri. 31 metrelik kubbesiyle İskandinavya’nın en büyük kubbeli kilisesi olma unvanına sahip.
Marmorkirken adı, ilk tasarımda yapının tamamen mermerden inşa edilmesinin planlanmasından geliyor. Ancak artan maliyetler nedeniyle bu mümkün olmamış. Günümüzde dış cephenin bir kısmı kireçtaşı, süslemeler ise mermerden yapılmış.
Kilisenin temeli 1749’da atılmış, fakat ekonomik sorunlar nedeniyle inşaat uzun süre yarım kalmış. Yıl boyunca harabe halde kalan yapı, nihayet 1894’te tamamlanmış ve ibadete açılmış. Bugün hem mimarisi hem de tarihi geçmişiyle Amalienborg çevresinde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Kilisenin içini gezmek ücretsiz.
3 Nyboder
Nyboder, kendine özgü sapsarı sıra evleriyle ünlü tarihi bir mahalle. 17. yüzyılda Kral IV. Christian döneminde, Danimarka Kraliyet Donanması personeli ve aileleri için bir lojman mahallesi olarak inşa edilmiş. Bugün ise “Nyboder sarısı” olarak bilinen özel renk tonuyla Kopenhag’ın en fotojenik ve en sakin bölgelerinden biri.
Sadece ana sokak değil, çevredeki küçük ara sokaklar da en az Nyboder kadar güzel. Eğer burayı ziyaret ederseniz yakınlardaki şu sokaklarda mutlaka yürüyün:
- Sankt Pauls Gade
- Krusemyntegade
- Kronprinsessegade
Her biri pastel tonlu evleri, sessiz atmosferi ve fotoğraf çekmek için harika köşeleriyle Kopenhag’ın “gizli güzellikler” listesinin başında geliyor.
Rosenborg Kalesi 3a, Nyboder‘e yakın konumuyla kolayca ulaşılabilen kale, 1606’da dönemin kralı IV. Christian tarafından bir yazlık köşk olarak yaptırılmış. 1624’e kadar genişletilerek bugünkü görünümüne yakın bir Rönesans şatosuna dönüştürülmüş Kırmızı tuğlaları, yeşil bakır çatıları ve kuleleriyle adeta bir masal kitabından çıkmış gibi duruyor.
Şato, Kongens Have (Kral’ın Bahçesi) içinde yer alıyor. Rosenborg bugün Danimarka taç mücevherlerine ve kraliyet hazinelerine ev sahipliği yapıyor. İçeride yaklaşık 400 yıllık kraliyet tarihini, dışarıda ise Kopenhag’ın en sevilen parklarından birini görebiliyorsunuz.
4 Christiansborg Sarayı
Slotsholmen adacığında yer alan Christiansborg Palace, Danimarka’nın yönetimsel kalbi olarak kabul edilen bir yapı. Parlamento (Folketing), Başbakanlık ve Yüksek Mahkeme aynı saray kompleksinde yer alıyor. Ön cephesindeki 106 metrelik kule, Kopenhag’ın en yüksek noktası ve kulede şehir manzarasını izleyebileceğiniz bir seyir terası bulunuyor. Kuleye çıkış ücretsiz. Girişte güvenlik kontrolü var. Biraz sıra olsa da hızlı ilerliyor.
Sarayın içinde kraliyet resepsiyon salonları, şehrin en yüksek kulesi ve yeraltında ortaçağ kale kalıntıları bulunuyor. Christiansborg bu yönüyle hem tarihi hem de mimari açıdan kesinlikle görülmesi gereken bir durak.
Christiansborg, aynı yerde üst üste inşa edilmiş üç farklı yapının devamı niteliğinde. İlk yapı, 12. yüzyılda inşa edilmiş, Piskopos Absalon’un kalesi. Daha sonra Copenhagen Castle geliyor ve bu ortaçağ kalelerinin kalıntıları bugün hala sarayın altında ziyaret edilebiliyor. Ardından 18. yüzyılda inşa edilen birinci Christiansborg ise 1794’te yanmış. Yerine yapılan ikinci Christiansborg ise 1884 yangınında büyük ölçüde yok olmuş. Bugün gördüğümüz üçüncü Christiansborg, 1907–1928 yılları arasında neo-barok tarzda yeniden inşa edilmiş.
4aThe Royal Library (Det Kongelige Bibliotek) – Black Diamond
Yine Slotsholmen adacığında yer alan The Royal Library, Danimarka Kraliyet Kütüphanesi olarak 1648’de Kral III. Frederik tarafından kurulmuş. Bugün hem Danimarka’nın ulusal kütüphanesi hem de Kopenhag Üniversitesi’nin kütüphanesi olarak hizmet veriyor. Kırmızı tuğlalı eski kütüphane binası ise 1906 yılında inşa edilmiş.
Kütüphaneye modern kimliğini kazandıran ek bina olan Black Diamond, 1999 yılında bu komplekse dahil edilmiş. Dış cephesinin siyah granit ve camla kaplanması, binaya “siyah elmas” görünümü verdiği için ismi de buradan gelmiş. Parlak yüzeyi sayesinde hem rengi hem de ışığı yansıtma şekli bir elması andırıyor.
Kopenhag limanına bakan Black Diamond, sadece bir kütüphane değil, konser salonu, sergi alanları, okuma ve çalışma bölümleriyle bir kültür merkezi. Giriş ücretsiz, bu yüzden şehirde mola vermek, içeride vakit geçirmek veya modern İskandinav mimarisini yakından görmek için harika bir durak.
5 Strøget ve Çevresinde Görülmesi Gereken Sokaklar
Strøget, Kopenhag’ın en ünlü alışveriş caddesi ve Avrupa’nın uzun ve araç trafiğine kapalı yollarından biri. 1960’lardan beri tamamen yayalara açık olan, yaklaşık 1 km’lik cadde, tarihi merkezi baştan başa kesiyor. Zincir mağazalardan, tasarım butiklerine, kahvecilerden restoranlara kadar pek çok şeyi burada bulabilirsiniz. Alışveriş yapma planınız varsa mutlaka uğranması gereken bir bölge.
Strøget’in çevresinde de kaçırmamanız gereken çok keyifli sokaklar var. Bunlardan biri, pastel renkli binaları ve açık hava kafeleriyle ünlü Gråbrødretorv Meydanı. Küçük ama çok canlı bir meydan, özellikle yaz aylarında dışarı taşan masalarıyla çok hoş bir atmosferi var.
Bir diğer önerimiz ise Kopenhag’ın en eski sokaklarından biri olan Magstræde. Renkli cepheli evleri, dar Arnavut kaldırımları ve korunmuş 17. yüzyıl dokusuyla tam bir kartpostal gibi. Hemen yanında yer alan Snaregade ile birlikte kısa bir yürüyüş rotası yaparak Eski Şehir’in en fotojenik sokaklarını keşfedebilirsiniz.
The Round Tower (Rundetaarn) 5a, Strøget‘e yakın, 1637–1642 yılları arasında Kral IV. Christian tarafından Kopenhag Üniversitesi için astronomi gözlemevi olarak inşa edilmiş bir kule. En ünlü özelliği, merdiven yerine tepeye kadar döne döne yükselen 145 metrelik spiral rampası. Zirvede yer alan açık hava seyir platformu, Kopenhag şehir manzarasını izleyebileceğiniz en güzel noktalardan biri. Trinity Church ile birleşik yapısı, sade iç mimarisi ve eski üniversite kütüphanesinin bugün sergi alanı olarak kullanılmasıyla Round Tower, Kopenhag’ın en ikonik duraklarından biri.
6 Tivoli Gardens
Tivoli Gardens, 1843’te açılmış dünyanın en eski tema parklarından biri ve Kopenhag’ın en çok ziyaret edilen yerlerinden. Burası yalnızca bir lunapark değil, çiçek bahçeleri, göletler, restoranlar, açık hava tiyatrosu ve konser alanlarıyla tam anlamıyla bir “eğlence bahçesi”.
Ayrıca Tivoli, Walt Disney’in Disneyland fikrine ilham veren yer olarak da biliniyor. Disney 1950’lerde Tivoli’yi ziyaret etmiş ve burada gördüğü atmosfer Disneyland’ın tasarımına yön vermiş.
Tivoli Gardens yıl boyunca farklı temalarla açılıyor ve her sezon bambaşka bir atmosfere bürünüyor. Nisan–Eylül arasındaki yaz sezonu, parkın en hareketli dönemi. Tüm oyuncaklar açık oluyor, konserler ve açık hava şovlarıyla tam bir festival havasına giriyor. Ekim sonu–Kasım başındaki Halloween dönemi ise 20 binden fazla balkabağı, özel dekorlar, korku evleri ve kostümlü etkinliklerle hazırlanıyor. Kasım ortasından ocak başına kadar süren Tivoli’nin Christmas dönemiyse ışıklarla kaplı masalsı yılbaşı pazarı, buz pisti, sıcak şarap (gløgg) ve yılbaşı standlarıyla en büyüleyici zamanı. Bu dönem, ayrıca CNN’in “dünyanın en iyi Noel pazarları” listesinde yer alıyor.
Biz Tivoli’yi Noel döneminde ziyaret ettik ve gerçekten söylendiği kadar büyüleyiciydi. Işıklar, atmosfer, müzikler ve dekorlar hem büyükler hem çocuklar için çok keyifli bir ortam oluşturuyor. Oyuncaklar, tema parkı bölümleri ve yılbaşı pazarı derken saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.
Hans Christian Andersen, masallarıyla dünya çapında tanınan bir yazar. Masallarının yanı sıra roman, şiir, tiyatro oyunları ve seyahat kitapları da yazmış olsa da en çok “Andersen’den Masallar” eserleriyle hatırlanıyor. Eserleri 125’ten fazla dile çevrilmiş durumda ve Kopenhag’ın birçok yerinde Andersen’in izine rastlamak mümkün. Rådhuspladsen Meydanı’nda yer alan bronz Andersen heykeli, yazarın dizinde kitabıyla oturup karşıdaki Tivoli Gardens’a baktığı bir pozla tasarlanmış. 1965’te yapılan bu heykel, turistlerin en çok fotoğraf çektiği noktalardan biri.
Rådhuspladsen’de gezerken gözünüze hemen kırmızı tuğlalı büyük belediye binası (Copenhagen City Hall) çarpacak. 1905 yılında tamamlanan bu bina, mimarisiyle Siena’daki belediye yapısından ilham almış. 105,6 metre yüksekliğindeki saat kulesi, Kopenhag’ın en yüksek yapılarından biri. Belediye binasının içinde görülmesi gereken bir başka detay ise Jens Olsen’s World Clock – Dünya Saati. Bu karmaşık astronomik saat, dünyanın en hassas mekanik saatlerinden biri olarak biliniyor. Binanın içinde ayrıca sessiz bir okuma salonu ve özellikle yabancı çiftlerin tercih ettiği popüler bir nikah salonu bulunuyor.
Tivoli Gardens’ın hemen çevresinde keşfedilecek birkaç ilginç yer daha bulunuyor. Bunlardan biri, beş yuvarlak kuleden oluşan modern mimarisiyle dikkat çeken Axel Towers. Ofis ve yaşam alanlarından oluşan bu kompleks, Kopenhag’ın yeni nesil mimarisini görmek isteyenler için güzel bir durak.
Bir diğeri ise şehrin en renkli yapılarından biri olan Palads Teatret. Pastel tonlardaki dış cephesiyle fotoğraf tutkunlarının favorisi olan bu tarihi sinema, uzun yıllar Danimarka’nın en büyük sineması olarak biliniyormuş. Tivoli ve City Hall’a çok yakın olduğu için yürüyerek kolayca ulaşabilirsiniz.
7 Freetown Christiania
Freetown Christiania, 1971’de eski bir askeri kışlanın bir grup hippi, sanatçı ve aktivist tarafından işgal edilmesiyle ortaya çıkan alternatif bir yaşam alanı. Burası kendini “öz-yönetimli özgür şehir” olarak tanımlıyor. Ortak kararların alındığı, kolektif yaşamın ön planda olduğu yarı-özerk bir mahalle. 2011’de kurulan Christiania Vakfı, bölgeyi devletten kiralayarak yerleşime yasal bir statü kazandırmış.
Uzun yıllar Christiania’nın ortasındaki Pusher Street, açık esrar satışının yapıldığı bir alan olarak biliniyormuş. Güvenlik sorunları nedeniyle polis 2024’te müdahale etmiş ve sokak bir dönüşüm sürecine girmiş. Bölgede bu sebepten ötürü fotoğraf konusunda hassasiyet var. Birçok yerde “No photo” tabelaları görebilirsiniz. Sadece “Photo OK” yazan noktalarda fotoğraf çekiliyor.
Bütün bu özgün yapıya rağmen Christiania tehlikeli bir bölge değil. Kafeleri, renkli sokakları, sanat atölyeleri ve duvar resimleriyle Kopenhag’ın en ilginç ve en çok ziyaret edilen yerlerinden biri.
Church of Our Saviour 7a, Freetown Christiania’ya yakın konumda bulunan ve özellikle dış spiral merdivenli kulesiyle ünlü barok bir kilise. Kopenhag manzarasını izleyeceğiniz en etkileyici noktalardan biri.
Kuleye çıkarken yaklaşık 400 basamak tırmanıyorsunuz, son 150 basamak ise tamamen dışarıda. Dar bir korkulukla şehrin üzerinde döne döne yukarı çıkıyorsunuz. Spiral kule, Kopenhag’ın en tanınan siluetlerinden biri.
Kule kış aylarında genellikle kapalı oluyor veya çok sınırlı günlerde açılıyor. Ziyaret etmeyi düşünüyorsanız, güncel saatleri kontrol etmekte fayda var.
8 Superkilen Park
Superkilen Park, Kopenhag’ın Nørrebro semtinde yer alan ve dünyanın dört bir yanından getirilen objeleriyle “küresel mahalle” hissi yaratan modern bir şehir parkı. Nørrebro’da 60’tan fazla milletten insan yaşadığı için, her ülkeyi temsil eden sokak mobilyaları parka eklenmiş. Bu yüzden parkta Brezilya bankları, Irak salıncakları, Fas çeşmesi, Rus neon tabelaları gibi birçok farklı objeyi görmek mümkün. Yaratıcı tasarımı sayesinde Superkilen, çeşitli mimari ödüller de kazanmış.
Superkilen Park’ın hemen yakınında, dev tırmanma duvarı ve renkli duvar resimleriyle ünlü Banana Park bulunuyor. Yaklaşık 14 metre yüksekliğinde bir açık hava tırmanma duvarına sahip olan parkta basketbol sahası, oyun alanı ve geniş yeşil çimler de var.
Bölgedeki bir diğer durak ise Nørrebro’nun en yaratıcı sokaklarından biri olan Jægersborggade. Kısa bir sokak olmasına rağmen kahveciler, fırınlar, tasarım dükkanları, şarap barları ve küçük restoranlarla dolu. Özellikle The Coffee Collective, şehrin en iyi üçüncü nesil kahvecilerinden biri, ilk şubeleri de burada. Kısa bir kahve molası için ideal.
9 The Little Mermaid
The Little Mermaid, Kopenhag’ın en ünlü simgelerinden biri. Andersen’in 1837 tarihli Küçük Deniz Kızı masalından esinlenerek yapılan ve denizin içindeki kayaya oturan küçük bronz bir heykel. Yalnızca 125 cm olmasına rağmen şehrin en çok ziyaret edilen noktalarından biri ve özellikle yaz aylarında oldukça kalabalık oluyor.
Heykelin hemen arkasında, 17. yüzyılda inşa edilmiş beş köşeli yıldız formundaki Kastellet yer alıyor. Kuzey Avrupa’nın en iyi korunmuş “star fort”larından biri olan kale bugün hem askeri binalarıyla aktif bir alan hem de halka açık yürüyüş parkurlarıyla keyifli bir rota.
Bu bölgenin bir diğer önemli noktası ise Kastellet ile Little Mermaid arasında bulunan Gefion Fountain. Danimarka’nın Zealand adasının oluşumunu anlatan mitolojik bir hikayeye dayanıyor. Dört öküzüyle toprağı İsveç’ten sürerek adayı yaratan tanrıça Gefion’u tasvir ediyor.
Çeşmenin hemen yanında ise 1887’de inşa edilen, Kopenhag’daki İngiliz cemaati için yapılmış Anglikan kilisesi St. Alban’s Church bulunuyor.
The Little Mermaid’in tam karşısına baktığınızda Kopenhag’ın modern ve yaratıcı yüzünü gösteren iki yapı hemen dikkat çekiyor: Copenhill ve Refshaleøen.
Copenhill 9a – Kayak Pisti Olan Çöp Yakma Tesisi
Copenhill, Kopenhag’ın sürdürülebilirlik vizyonunu en iyi anlatan yapılardan biri. 2017’de enerji üretimine başlayan bu modern “waste-to-energy” tesisi, şehrin yıllık yaklaşık 400.000 ton çöpünü yakarak 160.000 haneye ısı, 60–80 bin haneye elektrik sağlıyor. Gelişmiş filtreleme sistemleri sayesinde ise dünyanın en temiz atık yakma tesislerinden biri kabul ediliyor.
Burası sadece bir enerji tesisi değil, 2019’da çatısı halka açılarak kayak pisti, yürüyüş parkuru, kafeler ve bir çatı parkının bulunduğu eğlenceli bir rekreasyon alanına dönüştürülmüş. “Çöpü enerjiye dönüştüren ve çatısında kayak yapılan yapay dağ” olarak anılan Copenhill, 2021’de World Architecture Festival tarafından “World Building of the Year” ödülünü aldı.
Refshaleøen 9b – Eski Tersaneden Yaratıcı Bir Mahalle
Copenhill’in yanında göreceğiniz diğer bölge ise Refshaleøen. Bir zamanlar büyük bir tersane olan bu ada, 1996’da tersanenin kapanmasıyla uzun süre boş kalmış. 2000’lerden itibaren endüstriyel binalar yaratıcı projeler, sanat mekanları ve restoranlarla yeniden hayata dönmüş.
Refshaleøen, Reffen – Copenhagen Street Food, çağdaş sanat merkezi Copenhagen Contemporary, atölyeler, konser ve festival alanlarıyla şehrin kendine özgü bölgelerinden biri. Endüstriyel dokunun korunduğu bu yaratıcı atmosfer, Kopenhag’ın en özgün bölgelerinden biri olmasını sağlıyor.
10 Havnebadet Islands Brygge
Eğer zamanınız varsa ve Kopenhag’ı yaz aylarında ziyaret ediyorsanız, Havnebadet Islands Brygge mutlaka not almanız gereken bir durak. Islands Brygge sahil parkının hemen önündeki bu açık hava liman havuzu, yazın şehrin en canlı buluşma noktalarından biri. Çimenlerde güneşlenenler, iskeleden denize atlayanlar ve havuzda yüzenlerle birlikte tam bir yaz havası aktivitesi. Kopenhag’ın farklı yerlerinde limanda yüzen insanlara rastlıyorsunuz ama burası şehrin en merkezi ve en bilinen ‘harbour bath’ noktası.
Kopenhag Christmas Market Rehberi
Kopenhag, Avrupa’nın en güzel noel pazarı atmosferine sahip şehirlerinden biri. Kasım sonundan itibaren şehir ışıl ışıl oluyor. Sokaklara tarçın, sıcak şarap ve kavrulmuş badem kokusu yayılıyor. Gezindikçe mutlaka bir Christmas markete denk geliyorsunuz. Bizim gezip en çok beğendiklerimizi aşağıda topladık:
1. Tivoli Gardens Christmas Market
Kopenhag’ın en büyük ve en ünlü Noel pazarı. Tivoli, bu dönemde tamamen ışıklarla kaplanıyor. Temalı alanlar, dev ağaçlar, sıcak içecekler ve hediyelik tezgahlarıyla mutlaka listenizde olmalı.
2. Kongens Nytorv Christmas Market
Meydanın klasik Noel ışıkları, dev ağaç süslemeleri ve renkli stantlarıyla şehirdeki en ışıl ışıl nokta. Bizce Kopenhag’ın en güzel yılbaşı dekorasyonları burada.
3. Nyhavn Christmas Market
Nyhavn kanalının iki yanına kurulan pazar, renkli evler ve ışıkların yansımasıyla kartpostal gibi bir atmosfer sunuyor. Sokakta yürürken sıcak glögg ile tadını çıkarmalık.
4. Højbro Plads Christmas Market
Strøget üzerinde yürürken karşınıza çıkan, eski şehir merkezinin atmosferini yansıtan bir pazar. Hem konumu hem de sıcak ortamı nedeniyle her zaman hareketli.
5. Nytorv / Hans Christian Andersen Christmas Market
Strøget üzerinde yer alan bir diğer pazar. Masal temalı dekorasyonlarıyla dikkat çekiyor. Ancak diğerlerine göre daha kalabalık.
Christmas Market’lerde Ne Yenir?
Kopenhag’daki Noel pazarlarının en keyifli bir diğer tarafı yemekler. Bizim favorilerimiz:
- Flame-Grilled Salmon (Odun Ateşinde Somon):
Noel pazarlarının yıldızı. Odun ateşinin yanında yavaşça pişen somon, genelde sıcak sandviç içinde servis ediliyor. Bizim de en çok sevdiğimiz lezzet oldu. - Æbleskiver:
Küçük yuvarlak pankek topları. Üzerine pudra şekeri serpiliyor, yanında kırmızı frenk üzümü reçeliyle servis ediliyor. Tam bir Christmas klasiği. - Brændte Mandler:
Tarçınlı ve şeker kaplı sıcak kavrulmuş badem. Kokusu tüm pazara yayılıyor. - Glögg:
Danimarka usulü sıcak şarap. İçine badem ve kuru üzüm ekleniyor. Soğuk bir akşamda içinizi en hızlı ısıtan seçenek. - Honninghjerter:
Çikolata kaplı, bal aromalı, baharatlı kalp şeklinde kek/kurabiye. Noel döneminin ikonik tatlarından biri.
Kopenhag’dan Günübirlik Malmö Gezisi
Kopenhag’da zamanınız varsa günübirlik Malmö’ye geçmek güzel bir seçenek. Kısa bir yolculukla İsveç’e ulaşarak tek seyahatte iki farklı ülkeyi deneyimleyebiliyorsunuz.
Malmö küçük ama çok keyifli bir şehir. Yürüyerek rahatça geziliyor. Renkli sokaklarda dolaşmak, meydanlarda vakit geçirmek ve şehrin sakin havasını hissetmek için çok uygun bir rota.
Danimarka’da Hygge Nedir?
“Hygge” , Danimarka kültürünün en temel kavramlarından biri ve kısaca sıcak, huzurlu ve keyifli bir atmosferde olma hissi anlamına geliyor. Sadece bir dekor tarzı ya da kahve–mum ikilisi değil, daha çok anı yavaşlatma, küçük şeylerin tadını çıkarma ve kendini iyi hissetme hali.
Kafelerde loş ışık, mumlar ve sakin müzik, evlerde sıcak battaniyeler, çay/kahve, arkadaş sohbetleri, şehirde ise kalabalıktan uzak sakin köşeler hep “hygge”nin bir parçası. Özellikle kışın soğuk havalarda Danimarkalılar hygge sayesinde şehirde çok daha sıcak ve huzurlu bir atmosfer yaratıyor.
Kopenhag seyahatinizde bir kafede oturup sıcak bir içecek eşliğinde sokaktan geçenleri izlemek, dar sokaklarda yavaşça yürümek ya da sakin bir akşam yemeğine oturmak… Hepsi hygge’nin tam karşılığı. Şehri sadece gezmek değil, bu dingin yaşam ritmini deneyimlemek de Kopenhag’ı özel kılan şeylerden biri.
Kopenhag Yeme İçme Rehberi
Kopenhag, sadece mimarisi ve yaşam kalitesiyle değil, basit ama lezzetli yeme-içme kültürüyle de iddialı şehirlerinden biri. Nordic mutfağının sade, taze ve yerel odaklı yaklaşımı burada günlük hayata tamamen işlemiş durumda. Michelin yıldızlı restoranlardan sokak lezzetlerine, üçüncü nesil kahvecilerden hygge atmosferli pastanelere kadar keşfedilecek onlarca farklı tat var.
Şehir yüksek fiyatlarıyla bilinse de her bütçeye uygun seçenek bulmak mümkün. Reffen gibi street food alanlarında dünya mutfağından uygun fiyatlı yemekler deneyebilir, taze balıklar, açık büfe smørrebrød’ler, Danish çörekleri ve kaliteli kahvelerle Kopenhag’ın klasik lezzetlerini tadabilirsiniz.
Kopenhag, “New Nordic Cuisine” akımıyla dünyanın en yaratıcı mutfak merkezlerinden biri haline gelmiş. Şehrin bu alandaki yükselişinde Noma’nın büyük payı var. Defalarca “dünyanın en iyi restoranı” seçilen Noma, New Nordic anlayışını küresel bir trende dönüştürerek Kopenhag’ı gastronomi dünyasında özel bir yere taşımış.
Ayrıca Kopenhag’daki birçok kafede ücretsiz içme suyu bulunuyor. Çoğunda normal ve gazlı seçenekleri de mevcut ve suyun tadı oldukça iyi.
Danimarka’da yeme-içme notlarımız için Danimarka Gezi Rehberimizi okuyabilirsiniz.
Aşağıda, Kopenhag’da deneyip beğendiğimiz favori yeme-içme duraklarımızı bulabilirsiniz:
- TorvehallerneKBH: Taze ürünler, kahve ve dünya mutfağı seçenekleriyle Kopenhag’ın en keyifli kapalı pazarlarından biri.
- Hallernes Smørrebrød: Geleneksel smørrebrød denemek için Torvehallerne içindeki en popüler duraklardan biri.
- The Coffee Collective: Şehrin en iyi üçüncü nesil kahvecilerinden. Bernikow şubesi daha sakin bir seçenek.
- Andersen & Maillard: Kahvesi ve kruvasanlarıyla öne çıkan modern ve keyifli bir kafe.
- Lagkagehuset: Kopenhag genelinde bulunan, kahvaltı ve hamur işleri için ideal bir pastane zinciri.
- Gasoline Grill: Listelerde “dünyanın en iyi hamburgerleri” arasında gösterilen küçük ama çok lezzetli bir burgerci.
- Hanegal (The Organic Hotdog Stand): Şehrin birçok noktasında görülebilen, organik hotdoglarıyla bilinen bir sokak lezzeti. Danimarka’da popüler olan Naturfrisk Rabarber içeceğiyle çok güzel ikili.
- Skt. Peders Bageri: Kopenhag’ın en eski fırını ve özellikle cinnamon roll ve Spandauer ile ünlü.
- Mikkeller Bar: Ev yapımı deneylerle başlayan, bugün dünya çapında bilinen craft bira markasının ikonik barı.
- Broens Street Food: Merkezde yer alan, geniş seçenekleri ve güzel atmosferiyle popüler bir açık hava yemek pazarı.
- Popl Burger: Sevilen bir hamburger durağı.
Kopenhag'da Nerede Konaklanır?
Kopenhag gezi rehberi için olmazsa olmaz konulardan biri de konaklama. Kopenhag’da otel fiyatları Avrupa ortalamasının üzerinde olsa da, doğru bölgeyi seçerek hem ulaşım hem de zaman açısından büyük avantaj sağlayabilirsiniz. Şehrin metro ağı oldukça gelişmiş olduğu için çoğu noktaya hızlıca ulaşmak mümkün. Ayrıca turistik yerlerin büyük kısmı yürüyerek veya bisikletle rahatça gezilebilecek mesafede. İlk kez gelenler için Indre By (City Centre), turistik noktalara yakınlığı ve merkezi konumu sayesinde en ideal bölge. Bunun dışında Vesterbro, Nørrebro ve Østerbro da sık tercih edilen, güvenli ve keyifli konaklama seçenekleri sunuyor.
Biz şehir merkezine yakın, fiyat–performans açısından başarılı bir otelde konakladık: Wakeup Copenhagen. Odaları küçük ama modern ve temizdi. Konumu sayesinde birçok yere yürüyerek ulaşabildik. Kopenhag’da merkezi bölgede, daha bütçe dostu bir seçenek arayanlar için Wakeup Copenhagen değerlendirilebilir.
Ek olarak:
Central Hotel & Café, Kopenhag’da “dünyanın en küçük otellerinden biri” olarak bilinen, sadece 12 m²’lik tek bir odaya sahip şirin bir butik otel. Üst katta tek odalık mini otel bölümü bulunurken, alt katta ise yalnızca birkaç taburelik minicik bir kahve barı yer alıyor. Hem konsepti hem de sıcak atmosferiyle şehrin en ilginç duraklarından biri.
Kopenhag Ulaşım Rehberi
Kopenhag, kompakt yapısı sayesinde yürüyerek ve bisikletle çok rahat gezilen bir şehir. Turistik noktaların büyük kısmı birbirine yakın, iyi bir konumda konakladığınızda şehrin çoğunu ya yürüyerek ya da kısa bir metro yolculuğuyla keşfedebiliyorsunuz. Metro ağı neredeyse tüm bölgelere ulaşıyor.
Havalimanından Şehir Merkezine Ulaşım
Kopenhag Havalimanı (Copenhagen Airport – Kastrup, CPH), şehir merkezine ulaşımın en kolay olduğu havalimanlarından biri. Terminalden çıktıktan sonra metroya binerek doğrudan merkeze gidebiliyorsunuz. Yolculuk yaklaşık 20 dakika sürüyor. Biz Kongens Nytorv durağında indik.
Kopenhag’da toplu taşıma ücretleri geçtiğiniz zone (bölge) sayısına göre belirleniyor. Havalimanından merkeze gelirken 3 zone geçtiğimiz için kişi başı 30 DKK ödedik. 2 zone bileti ise 24 DKK. Metro seferleri sık olduğu için başka bir araca ihtiyaç duymadan hızlıca şehir merkezine ulaşmak mümkün.
Kopenhag’da Şehir İçi Ulaşım
Kopenhag’da şehir içi ulaşım oldukça konforlu. Metro sayesinde turistik yerlerin çoğuna metro + kısa yürüyüş kombinasyonuyla kolayca gidebiliyorsunuz. Su kenarındaki bölgeler için otobüsler ve liman otobüsleri (harbour bus) iyi bir alternatif sunuyor.
Şehir aynı zamanda tam bir bisiklet cenneti. Her yere uzanan bisiklet yolları var ve işe/okula gidişlerin yaklaşık yarısı bisikletle yapılıyor. Bu yüzden trafikte yoğunluk neredeyse hissedilmiyor. Kısa ziyaretlerde günlük kiralık bisikletler veya şehir bisikleti sistemleriyle hem pratik hem de keyifli bir şekilde gezebilirsiniz. Yürüyerek dolaşmak da çok kolay, sadece kışın rüzgarlı ve soğuk havalarda toplu taşımayı biraz daha sık kullanmak gerekebiliyor.
Şehir içi ulaşımı yoğun kullanmayı planlıyorsanız, zone bazlı biletler, günlük biletler veya çoklu geçiş kartları hem pratik hem de ekonomik seçenekler oluyor.
Copenhagen Card Mantıklı mı?
Kopenhag gezi rehberi içinde en çok sorulan konulardan biri Copenhagen Card’ın mantıklı olup olmadığı. Copenhagen Card, Kopenhag’da 2–3 gün geçirip bolca gezmeyi planlayanlar için çoğu zaman mantıklı bir seçenek. Kart, metro, otobüs, tren ve liman otobüslerinde sınırsız toplu taşıma sağlıyor ve aynı zamanda Round Tower, Rosenborg, Amalienborg, Christiansborg, Nyhavn kanal turu, Tivoli (sezona bağlı) gibi birçok müze ve etkinliğe ücretsiz giriş sunuyor.
Eğer günde birkaç müze gezecek, kanal turu yapacak ve toplu taşımayı aktif kullanacaksanız Copenhagen Card genellikle daha ekonomik oluyor. Ama “Ben çoğunlukla yürürüm, sadece birkaç müze yeter” diyorsanız, zone bazlı tek biletler veya günlük biletler bütçe açısından daha uygun bir alternatif olabilir.
Danimarka’da Araba ve Karavanla Ulaşım
Danimarka’da otoyollar genel olarak ücretsiz, bu nedenle ülke içinde arabayla gezmek oldukça konforlu. Sadece Øresund Köprüsü (Danimarka–İsveç bağlantısı) ve birkaç büyük köprü ücretli, bu ödemeler köprü çıkışındaki gişelerde yapılıyor.
Karavanla seyahat edenler için de ülke oldukça pratik. Su doldurma, atık boşaltma ve WC istasyonları yaygın olduğu için karavanla dolaşmak son derece kolay ve konforlu.
Danimarka’da ulaşım ile ilgili notlarımız için Danimarka Gezi Rehberimizi okuyabilirsiniz.
Kopenhag Seyahati İçin En İyi Zaman
Kopenhag yılın her döneminde keyifli bir şehir ama seyahat için en ideal zaman beklentinize göre değişiyor. Mayıs-Eylül arası, ılık hava, uzun günler ve hareketli şehir hayatıyla en popüler dönem. Parklar, kanallar, kafelerin dış alanları ve açık hava etkinlikleri bu aylarda çok daha canlı.
Kasım sonu ve Aralık, özellikle Tivoli’nin Noel pazarı ve şehirdeki yılbaşı ışıkları sayesinde oldukça büyüleyici bir dönem. Hava soğuk ve günler kısa olsa da müze gezmek ve hygge kafelerde vakit geçirmek için güzel bir seçenek.
Biz Kopenhag’ı hem yazın hem kışın deneyimledik. İki mevsimin de şehirde bambaşka bir atmosferi var. Özellikle Christmas dönemi gerçekten görülmeye değer. Yaz aylarında ise yağmurlu havalara hazırlıklı gelmekte fayda var. Yağmura yakalanma ihtimali oldukça yüksek.